Öz(Güven-Saygı)

Image

Bir konu hakkında yazarken aslında bazı temel kavramların açıklamalarını yapmak çok yerinde oluyor lakin konumuz hem soyut hem de görece değişken olduğundan, yüzeysel geçeceğim bu seferlik. Yazı iki ana bölümden oluşuyor, ilk bölüm kişiler, ikinci bölüm kurumlar(tüzel kişiler).

İnsanın hayatta başarılı olabilmesi, düzgün ilişkiler kurabilmesi ve mutlu olması için, bir takım temel değerlerin normal referans aralıklarında olması gerekmekte. Ancak dediğim gibi kavramlarımız soyut ve maalesef laboratuvarda ölçülemiyor “Değerlilik ve Yeterlilik”. Değerlilik insana 0-2 yaş aralığında anne, yeterlilik ise 2-6 yaş aralığında baba tarafından verilir diyor uzmanlar. Daha kas-iskelet sistemi gelişmemiş bebekte temeli atılan bu duygular, tıpkı yürümemizi sağlayan ayaklarımız gibidir. Biri diğerinden fazla veya noksan olduğunda yürümekte güçlük yahut hiç yürüyememe gibi durumlar söz konusu olabilir. Hatta tesadüf müdür bebeklerinde emeklemeden yürümeye geçmesi, yavaş yavaş babadan yeterlilik hissettiği zamana denk gelmesi?

Her bebek anneden değerlilik alır mı? Görselde görüldüğü üzere, biyolojik olmasa bile annenin bebeği tutuşu, emzirme duruşu, bebeği sıkı kavrayan, ona güven veren ve sırtını sıvazlayarak değerli olduğunu hissettiren bir duruştur.

İlk ayağı değerlilik ile gelişen bebeğin yürüyebilmesi için artık sıra yeterliliğe gelmiştir. Baba tarafından geliştirilen bu duyguyla beraber, bireyde “Öz saygı”  oluşur. Süreçlendirirsek: Değerlilik>Yeterlilik>Öz saygı>Öz güven. İlk aşama her halükarda gerçekleşir. Doğada bile annesi için değerli olmayan bebek yoktur.

 (fotoğrafta çitalara yem olmuş bir anne geyik var ancak kendisini bile bile yakalatmış ve vakur bir ifadeyle yavrusunun kaçmasını seyrediyor)

Asıl sorun (eğer varsa) ikinci safhada başlar, ya babaya tam görev verilmez yahut yeterlilik yeteri kadar hissettirilmez ve aşırı değerlilik hali devam eder. Ahmet Ş. İZGÖREN’in dediği gibi” Tatil köylerinde sıkça görürsünüz, beş yaşındaki bir Alman çocuk açık büfeye gider ve canının istediğini alarak afiyetle yer. Beş yaşındaki Türk çocuğunun yemeğini babası alır, annesi yedirir ve ağzını halası siler.” Örnekte fark ettiniz değil mi? Baba yeterliliği vermez, anne değerliliği devam ettirerek seviyeyi aşmaktadır.

Temel değerleri normal olarak gelişen kişide oluşan öz saygı ( TDK, insanın kendi kendine duyduğu saygı, onur, izzetinefis diyor) öz güven için ön şarttır. Öz saygı için bireyin kendi hakkındaki düşünceleri diyebiliriz ve bu bağlamda öz güvende çevrenin birey hakkındaki görüşleridir. Bu iki kavram bir birlerinden çok ince çizgi ile ayrılıyor.

Gelelim işletmelere. Aktörler aynı sadece isimler değişiyor. Bebek-kurum, anne-kurucu(patron), baba-ikinci kuşak veya yöneticiler. Ülkemizde yüz yılı aşmış kaç örgüt, üçüncü nesile ulaşmış kaç firma var? Bunlar başka bir yazının konusu ancak dilerseniz kısaca araştırınız, zira sonuçlar oldukça şaşırtıcı.

Genelde sıkça rastladığımız örnekler; otuz yılını aşan bir işletme(ekseriyetle kobi) yönetim kurulunda altmışlı yaşlarda bir patron, üst kademe yönetimde ikinci nesil patronlar. Babanın yetki devri yapamayışı, aşırı değerlilik örneğini gözünüzde canlandırdı mı? Yine çoğu kez bu tür firmaları incelediğimizde; doğru ve kuruma uygun oluşturulmuş görev tanımları, iyi tarif edilmiş yetki ve sorumluluklar, planlanmış kariyerler, gerçeği gösteren organizasyon şeması, stratejisi belirlenmiş insan kaynakları planlaması ve herkesçe  bilinen misyon-vizyon-politikalar olmadığını maalesef görmekteyiz.

Tecrübeyle sabittir ki bir bebek annesi için ne ise, bir işletme de kurucusu için o dur. Dolayısıyla ikisinin de gelişimi çok önemli olup bir birine benzer prosesler içermektedir. Ancak asıl önemli olan, bebeği rahatsızlandığında hekime gidenlerin, işletme hastalıklarını görmezden gelmesi. İşletmelerde canlıdır, doğar, gelişir ve ölürler. Alanında uzman kişileri istihdam etmeli, görev, yetki ve sorumlulukları iyi belirlemeliyiz ki işletmeleri hastalıktan korusunlar. Tıpkı hastaneye gidildiği gibi, alanında uzman rehberlerden koruyucu hekimlik gibi hizmetler alınmalı. Tıpkı eczaneye gidildiği gibi, başarılı ve onaylı danışmanlardan reçeteler talep etmeliyiz. Diğer nesillere ulaşan işletmelerin sırlarından bir tanesi budur. Diğer sırlar başka yazıların konusu olacak.

Makaleyi Paylaş
Image
Cihan Azar