Kobilerin Lalası/Kobilerin Yaşam Koçu

Image

Toplumların gelecekte varlıklarını devam ettirebilmelerinin yegâne temeli genç nesillerdir. Gelişen ve değişen dünyamızda her geçen gün geleceğin teminatı olan gençlerimizin eğitimi de –çağının gerektiği gibi olması kaydıyla - önem kazanmaktadır.  Ülke ekonomisinin büyümesi, devam edebilmesinin temelleri de KOBİ işletmelerince sağlanmaktadır. Aynı ülkede faaliyet gösteren işletmeler aynı okulda eğitim gören öğrenciler ve aynı sektörde faaliyet gösteren işletmeler ise aynı sınıfta eğitim gören öğrenciler gibidir. Kendi sınıflarındaki arkadaşları ile hem yarış halinde hem de paydaş ve bilgi paylaşımı halinde olan öğrencilerin başarımlarının daha fazla olacağı aşikârdır. Sınıfındaki arkadaşlarından ayrı bir dünyadaymış/sınıftaymış gibi davranan öğrencilerin sınıf birincisi de olsa tam başarım elde ettiği söylenemez. Aynı sektörde bulunan firmalar kendilerini sürekli sektörleri ile karşılaştırmalı, sektöründe faaliyet gösteren firmalar ile hem rekabet hem de işbirliği halinde sürekli irtibat ve etkileşim içinde olmaları gerekmektedir. Bu onları her daim zinde ve dinamik tutmakla kalmayıp başarımlarını önemli ölçüde etkileyecektir.  

Kimi eğitim uzmanları “iyi” bir eğitimin bütün öğrencilerin önceden belirlenmiş bir plan ve program dâhilinde belli temel bilgileri öğrenmesini ve belli temel becerileri kazanmasını sağlayan eğitim olduğunu ileri sürmektedir. Bazı eğitimciler ise “iyi” eğitimi öğrencilerin kapasitelerini en üst seviyeye çıkaran eğitim olarak tanımlamaktadır.

Birinci tanımda belirtilen eğitim ile standart öğretiler öğretilerek tek tip öğrenenler yetişecek, ikinci tanımda belirtilen eğitim yöntemi ile ise, sürekli olarak çıtanın yükselmesini ve kişisel sınırların denenmesini desteklemesi sağlanacaktır.

Bu bağlamda KOBİ sahip/yöneticilerine işlerini iyi/daha iyi yapacak, işletmelerini iyi/daha iyi yöneterek mükemmel şirketler seviyesine çıkartacak iş ve işletme sahibine özgü eğitim, danışmanlık ve koçluk dersleri/destekleri/hizmetleri verilmesi gerekmektedir.

En İyi Nasıl Öğrenilir?

 

              Öğrenme ve anlamlandırma sürecini, 1990 yılında Kanada Ulusal Araştırma Konseyi; “öğrencinin önceden anladıklarından, ilgi alanlarından, düşüncelerinden, en iyi nasıl öğrendiğinden ve öğrencinin kendisi ve okul hakkındaki tutumundan etkilendiğini” belirttiği araştırmasını yayınlamıştır. Önceden edinilen bilgi ve tecrübelerinden harmanlanan bilgi yeni öğrenimlerde dayanak oluşturmakta olduğu gözardı edilmemelidir.

Söz konusu araştırmada aynı zamanda, öğrenmenin bilginin açık ve etkili bir biçimde düzenlendiği, öğrencilerin öğrenme sürecinde aktif oldukları, değerlendirmelerin zengin ve çeşitli olduğu ve öğrencilerin güven ve bağlılık duygusu hissettikleri sınıflarda en etkili şekilde gerçekleştiği de ifade edilmiştir.

Bu bağlamda bahse konu eğitim, danışmanlık ve koçluk dersleri/ destekleri/ hizmetlerinin verilmesi uygulamasının, muhatap KOBİ sahip/yöneticilerince kabul edilmesi önemlidir. Öğrenme ihtiyacı hissetmeyen “benim işimi bana mı öğretecek?”, “benim işi öğrettiğim bana iş mi öğretiyor?” vs. yaklaşımlı tutumlar tıpkı mali müşavirleri müşavirlikten ziyade muhasebe defteri tutan kişiler olarak görülmesine ve tanınmasına neden olduğu gibi, yasal olarak bu eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin verilmesi zorunlu tutulması tek başına yeterli olmayacaktır. Bunun yerine Kobi sahip/yöneticileri, dinimizin emrettiği gibi “bilmediklerinizi bilenlere sorun” hükmü ile hareket etmeleri önem arz etmektedir. Tabi bunun için Sokrates'in “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” sözü ile ifade ettiği her zaman öğrenilecek bir şeyler olduğunu kabul eden anlayışa sahip olmak gerekmektedir. En iyi bildiğiniz/yaptığınız şeyin daha iyisini bilen/yapanlar olduğu bilinç açıklığına ihtiyaç vardır.

Kobilerin Lalası ve Yaşam Koçu

Tabi bu anlayış “Kobilerin Yaşam Koçu” ve/veya “Kobilerin Lalası” olması için yetiştirilecek kişilerde de bulunması gerekmektedir.

Ülkelerin geleceğinin teminatı olan gençlere ve çocuklara benzettiğimiz Kobi İşletmelerine yol gösterecek, bilmediklerini öğretip bildiklerinin doğruluğunu tespit edebilecek, yeni kurulacak işletmelere yol gösterecek, kurulu işletmeleri analiz edip yönlendirebilecek, ülkenin gözbebeği diye tabir edebileceğimiz kişileri yetiştirenler için Anadolu Selçuklu’ larında “ATABEG”, Osmanlı’ da “LALA” olarak isimlendirilen kişilere ihtiyaç bulunmaktadır.

Öncelikle şu gerçeği tekrar dile getirmek istiyorum. Bilindiği üzere çoğu kobi sahibi işletmesi için; hem Ceo, hem Genel Müdür, hem Finans Müdürü, hem İnsan Kaynakları Müdürü, hem Üretim Müdürü ve hem de Pazarlama Müdürü görevlerini yürütmektedir. Hal böyle olunca işletmeyi bir bütün halinde görmesi, değerlendirmesi, analiz etmesi için görevlendirilecek kişilerin tüm bu uzmanlık alanlarında bilgi sahibi olması beklenmektedir.

Ülkemiz Kobilerini küçük bir çocuk gibi sürekli devletin desteklemesi ve korumasından kurtaracak onu kendisine, ülkesine ve milletine faydalı ve uzun ömürlü hale gelmesine katkı sağlayacak “balık vermek” değil, “balık tutmayı öğretecek” yalnızca kendi ayakları üzerinde duran değil, koşan hatta kendi arabası ile yol alan işletmeler haline getirecek bahse konu “Kobilerin Laları” olacaktır.

Öncelikle bu Kobi Yaşam Koçları, yeni doğan/doğacak işletmeyi, doğmasının iyi olup olmadığına Pazar ve Rakip Araştırması ile karar vermeli, ilk zamanlarında sürekli yanında bulunarak faaliyetleri süresince karşılaşabileceği riskleri en aza indirmeye çalışmalıdır. Sonraları ve her daim bir checkup yapar gibi KOBİ’lerin mevcut durumunu analiz ederek varsa sorunlu alanlarının tespit edilmesi, değişim ve/veya iyileştirme alanları için gerekli uygulama süreçlerini geliştirerek ve yürütülmesi,  yönlendirme ve tavsiyelerde bulunan kişiler olması gerekmektedir.

Devam edecek …

Makaleyi Paylaş
Image
Ersin Şentürk